Anlamaya çalışmayı bırakmak
Olaylar karşısında son derece kızabilirsin, küfredebilirsin, kadere lanet
okuyabilirsin ama yolun sonuna geldiğinde her şeyi bırakmak
zorundasın...”
Bu sözler Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi filminde
oğlunu ancak yaşamının son günlerinde tanıyabilmiş yaptıklarından pişman bir
babanın Güneş’in doğuşunu ölmeden önce son kez seyrettiği sahneden alıntıdır.
Yaşadığımız bazı olaylar gerçek anlamda umudumuzu yitirmemize, canımızın
çok sıkılmasına yol açabilir.
Böyle problemler yaşadığımızda yaşanan
durumun yarattığı olumsuz duygularla birlikte o duruma karşı oluşan tepkiler de
bu konuda daha da acı duymamıza yol açabilir.
Özellikle olumsuz olan
enerji döngülerinin bizi etkilemeye devam etmesinin en büyük nedenlerinden biri
o durumu anlamaya çalışmaktır.
“Niye bunlar oluyor?
Neden bu
kadar insan ölüyor?
Bu insanların günahı ne?
Bunun olmasının
sebebi ne?
Bu sorun nasıl çözülecek?
Bütün bunların anlamı ne?”
gibi sorular herkesin farkındalığında oluşur.
Bu sorgulama durumu o
enerjiye daha çok odaklanmamıza ve başka olasılıkları görme şansımızı
kaybetmemize yol açar.
Durumu şöyle düşünün.
Bütün her şey
enerjidir ve her durum birbirinden farklı enerji döngüleri olarak titreşir.
Yani şöyle diyebiliriz, televizyon ekranı yüzlerce farklı kanaldan
yayınlar yansıtır.
Olumsuz bir enerji döngüsünü de izlediğiniz bir kanal
gibi düşünün adı da X kanalı olsun.
X kanalı sadece dram konularını
işleyen hep savaşın olduğu, acıların ve ölümlerin yaşandığı bir kanal
olsun.
O kanalın işi budur, dram ve üzüntü yayınlamak.
X kanalını
her seyrettiğimizde öfke, umutsuzluk, üzüntü ve acı gibi duygular deneyimleriz.
Ve kanalı her açtığımızda yeni bir umutla orada tekrarlanan acıların
bitmesini isteriz ama her seferinde hayal kırıklığına uğrarız.
Çünkü X
kanalının enerji döngüsünün dram odaklı olduğunu unuturuz.
Orada barış
ve mutluluk konusu yoktur.
Ve her seferinde tekrarlanan bu dramı anlamaya
çalışırız.
Ve şimdi bir bakın, X kanalında olanları anlamaya
çalıştığınızda kanalı değiştiriyor musunuz yoksa sürekli o kanala mı
odaklanıyorsunuz?
Aslında sürekli o kanala odaklandığınızda bütün
öfkeniz, üzüntünüz, acınız durumu daha da güçlendiriyor.
O durum bütün
enerjisini ona odaklanıldığı için alıyor.
Sonsuz enerjiniz umutlu
olasılıklarda mı yoksa hiç değişmeyen sadece dram yayınlanan X kanalında mı?
Ancak o kanalda yaşananları anlamayı serbest bıraktığınızda çözümü orada
aramayı bırakıp, başka olasılıklara kendinizi açabilirsiniz.
Kanalı
değiştirip yeni bir enerji frekansına yeni bir kanala
odaklanabilirsiniz.
Bu anlattığım durumun tamamen ruhsal ve zihinsel
boyutu.
Çünkü olayı ruhsal boyutta serbest bıraktığımızda fiziksel
dünyaya yansımaya başlama olasılığı yükselir.
Bununla ilgili bir uygulama
yaparak konuyu daha derinlemesine kavrayacağınıza inanıyorum.
Alıştırmayı
yapmadan önce [Only Registered Users Can See Links] linkindeki videoyu izleyip
alıştırmayı okumanızı tavsiye ederim.
Kötü bir anı
düşünün...
Hemen bazı duygular uyanacaktır.
(Öfke, üzüntü, acı,
sıkıntı, umutsuzluk gibi)
Şimdi o duyguları fark edip sadece o duyguları
hissedin ve oluşan enerjiye kendinizi açın.
Şimdi durumu nasıl anlamaya
çalıştığınız fark edin.
(İçinizdeki Neden? Niçin? Ne yapmalıyım?
sorularını fark edin)
Kendiniz sadece şu an için oluşan o anlamaya
çalışma enerjisine açın.
Sadece o duygulara kendiniz açın ve kabul
verin.
Ve şu an için bu durumu anlamaya çalışmayı serbest bırakabilir
misiniz?
Serbest bırakır mısınız?
Ne zaman?
Şu anda
kendinizi çözüm olasılığına açabilir misiniz?
Yukarıdaki uygulamayı
birkaç kez tekrarlamanız enerjinin serbest kalmasını
sağlayacaktır.
Aşağıda paylaştığım Mahatma Gandhi’nin sözlerinin yaşanan
bu sürece ışık tutacağına inanıyorum.
“Umudumu yitirdiğimde doğruluk ve
sevgi yolunun tarih boyunca daima kazandığını hatırlarım.
Zorbalar ve
katiller hep vardır ve bir süre için yenilmez görünebilirler.
Ama
sonunda daima yenilirler.
Bunu düşünün, daima.”
Gandhi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız için teşekkürler.