14 Mart 2013 Perşembe

CERN'den yapılan açıklama Tüm Dünya'yı heyecanlandırdı. CERN'in Keşfedildiğini açıkladı Higgs Bozonu (Tanrı Parçacığı) nedir?
Boğaziçi Üniversitesi'nin (BÜ) fizikçileri son günlerin en çok tartışılan gelişmelerinden biri olan Higgs Bozonu keşfinin detayları ve önemini günlük dille anlattı, akıllardaki soru işaretlerini gidermeye çalıştı.
CERN'deki iki ana deneyde de katkısı olan BÜ Fizik Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Erhan Gülmez (CMS deneyi), Doç. Dr. Erkcan Özcan (ATLAS deneyi) ve Doç. Dr. İbrahim Semiz Higgs Bozonu'nun keşfine giden süreci, maddeyi oluşturan öğelerin neler olduğu sorusu üzerinden bilimin tarihsel süreçte gösterdiği gelişimi, bu keşfin nedenini, nasılını ve önemini açıkladı.

Higgs Bozonu nedir?

Doç. Dr. Erkcan Özcan, deneylere ilk başladıkları tarihlerde İngiltere'de dönemin bilim bakanının "ya biz bu deneyi insanlara anlatamıyoruz, Higgs nedir, ne değildir?" sorusu üzerine İngiltere'den bir fizikçinin Higgs Bozonu'nu en anlaşılır biçimde şöyle bir analojiyle tarif ettiğini anlattı:

"Higgs alanı dediğimiz şey, bütün evrenin sahip olduğu tüm alanı ifade ediyor. Bu analojide de bir odayı dolduran tüm insanlar Higgs alanı olarak tarif edilebilir.
"Yine analojiye göre odaya ünlü bir kişi giriyor ve odadaki insanlar bu ünlü kişinin etrafını sarıyorlar. Bu ünlü kişinin odaya girdiği andan itibaren insanların etrafını sarmasından ötürü yürümesi zorlaşıyor ve sarf ettiği enerji de artıyor. Ünlü kişinin bu odada yürüyebilmesi etrafını saran insanlarla birlikte geliştiği için ünlü kişinin çok fazla enerji harcaması gerekiyor. Fakat tam o sırada odaya yeni giren bir kişinin bu oda içerisinde yürümesi daha kolay oluyor."
"Fakat bazen insanlar arasında yayılan bir dedikodu bile tüm insanları küçük bir alanda toplayarak o alanın etrafında bir kümelenme oluşturabiliyor. Yani odaya ünlü biri girmese dahi buna dair yayılacak bir dedikodu ünlü bir kişinin odada olmasıyla eşdeğer etkiyi yaratabiliyor."
"İşte Higgs Bozonu da evrendeki bu alan içerisinde ortaya çıkan uyarılmalar sonucunda bazı parçacıkların tek bir yerde kümelenmiş halini ifade ediyor. Tıpkı bir oda içerisindeki insanlar arasında yayılan dedikodu sonucunda tüm insanların küçük bir alanda toplanması ve diğer alanların boş bir hale gelmesi gibi."

Evreni anlamak için yıldızlardan parçacıklara yolculuk


CERN'de yapılan çalışmalarda evreni ve evrenin oluşumunu anlamaya çalıştıklarını söyleyen Özcan, "Bir parçacık fizikçisi gözüyle evrenin kısa tarihini ele alacak olursam; her şey, Büyük Patlama (The Big Bang) ile başlıyor ve 13.7 milyar yıl sonra bugüne geliyoruz. Fakat bu kısacık özetiyle ifade ettiğimiz evrenin oluşumunu kavrayabilmek için en büyükten yani yıldızlardan, galaksilerden; en küçüğe yani parçacıklara, atoma, protonlara doğru bir yolculuk yapmak zorundayız" dedi.
Maddenin nasıl ve nelerden oluştuğuna yapılan bu yolculuk için bir hızlandırıcıya ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Özcan, dünyada bu konuda çalışma yapılabilecek en kuvvetli hızlandırıcının CERN'de yerin 100 metre altında bulunan 27 km hacme sahip Large Hadron Collider (LHS) adı verilen Büyük Hadron Çarpıştırıcısı olduğunu söyledi.
Özcan, maddenin en temel yapı taşlarını tespit edebilmek için çok güçlü bir hızlandırıcıya ihtiyaç duyulduğunu belirtirken, deneylerde maddeyi oluşturan parçacıkların bu hızlandırıcı sayesinde birbirleriyle çarpışmalarının sağlandığını ve bu çarpışmanın sonucunda ortaya çıkan çok sayıda küçük parçacağın incelendiğini ifade etti.

Evrenin en geniş resimi

Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın dünyanın en büyük makinesi olduğunu kaydeden Özcan, "Hızlandırıcının 27 km bir büyüklüğe sahip olduğunu söyledik fakat bu büyüklüğü gözümüzde canlandırabilmek adına şöyle bir örnek vermek istiyorum. Bu makinenin hacmi Taksim-4. Levent Metro hattının üç katı büyüklüğünde" dedi.
Higgs Bozonu'nun keşfinin gerçekleştirildiği bu hızlandırıcının 9 bin 300 mıknatıstan oluştuğunu ve bunun da 3,5 Eiffel Kulesi ağırlında olduğunu söyleyen Özcan sözlerine şöyle devam etti: "Hızlandırıcının sahip olduğu manyetik alan dünyanın manyetik alanın 150 bin katı büyüklüğünde ve bu enerji, taarruz hızında içerisi uçaklarla dolu bir geminin kinetik enerjisi kadar."
"Bu hızlandırıcı ile bir saniyede 600 milyon parçacık çarpıştırılıyor. Bu çarpışmalardan bir yılda elde ettiğimiz verileri CDlere kaydetmeye çalışıp üst üste dizseydik 20 km'lik bir dağ olurdu." (Ağrı Dağı 5,1 km)
"Protonların çarpışmaları sırasında ortaya çıkan proton enerjisi ışık hızının yüzde 99,999 katı kadar yani Bolu Dağı Tüneli'ni saniyenin 100 binde biri kadar sürede geçmekle eşdeğer. Çarpışma sırasındaki sıcaklık ise güneşin merkezinden 100 bin kat daha fazla."

Bu hızlandırıcı sayesinde evrenin oluşumuna dair en geniş resmi elde edebildikerini belirten Özcan, büyük patlamadan günümüze kadar her şeyi bu aletle kavramaya çalıştıklarını ifade etti.

Karanlık enerji, anti-madde ve yerçekimi

Özcan, Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nda birbirinden bağımsız olarak yürütülen altı farklı deneyin olduğunu söyledi. Bu deneylerde ilginç bazı sorulara cevap aradıklarını belirten Özcan, bu sorulardan üç tanesini dinleyenlerle paylaştı.
"90'lardan itibaren kozmolojide bulduğumuz çok önemli bir şey var. Evrenimizin sadece yüzde 5'i bizi var eden maddeyi oluşturuyor. Geri kalan yüzde 95'i ise karanlık maddeveya karanlık enerji dediğimiz şeylerden oluşuyor. Bunların tam olarak ne olduğunu henüz biz de bilmiyoruz."
"Ayrıca evrenimizde neredeyse her yerde madde görüyoruz. Fakat laboratuarlarda çıkan sonuçlara göre madde ile antimadde dediğimiz şey neredeyse eşit seviyelerde. Bizim için de burada sorun teşkil eden konu, evrende gördüğümüz her şey madde ise evrenin oluşumunda ortaya çıkan bu antimadde nereye kayboldu?"
"Bir de yer çekimi diye bir şey var biliyorsunuz. Bu yer çekimi dediğimiz kuvvet, diğer tüm kuvvetlerden zayıf aslında. Bunu dört yaşındaki kızıma bile kolaylıkla anlatabiliyorum. Çünkü kızım buzdolabına küçük bir mıknatısa sahip cisim yapıştırdığında o küçücük mıknatıs dünyanın sahip olduğu yer çekimi kuvvetinden daha kuvvetli bir biçimde cismi buzdolabına yapışık halde tutabiliyor. Bu kadar zayıf olan yer çekimi kuvvetini kuantum mekaniği ile neden uyuşturamıyoruz?"

Asıl soru: Maddenin kütle kazanmasını sağlayan mekanizma nedir?

Bu üç soruya çok fazla önem verdiklerini kaydeden Özcan bunlarında öncesinde CERN'nde Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nın cevaplayacağına inandıkları temel soruyu şöyle açıkladı: "Maddenin kütle kazanmasını sağlayan mekanizma nedir?"
2010 yılı itibariyle altı farklı deney çalışmalarıyla elde ettikleri verilerin 20. yüzyılın 'parçacık fiziği'nin yeniden keşfedilmesi olarak ifade edildiğini söyleyen Özcan, birçok sorunun henüz cevapsız olduğunu ancak şu an itibariyle çok önemli bir şeyin yani Higgs Bozonu'nun keşfedildiğini vurguladı. Özcan Higgs Bozonu keşfiyle ilgili yaptığı açıklamaları şu sözlerle sürdürdü:
"Kütlesi protondan 135 kat daha büyük bir bozon bulduk. Birbirinden bağımsız olarak çalışan Atlas ve CMS deneylerinin her ikisi de bu bozonu başarıyla bulduklarını açıkladı. Yalnız bir deneyin sonuçlarına göre bu bulunan şeyin gerçek olmaması ya da tesadüf olması ihtimali 100 milyonda bir. Böylece kesinlikle bir şey bulduğumuzu söyleyebiliyoruz."
"En son böyle temel bir bozon 1983'te bulunmuştu ve 1984 Nobel Ödülü kazanılmıştı."

Peki bu 'Higgs Bozonu' mu?

Çok büyük bir ihtimalle bu bulunan şeyin Higgs Bozonu olduğunu düşündüklerini söyleyen Özcan, "fizik kullarına göre 'Standart Model'in beklediği bölgede ve onunla uyumlu kanallarda bulundu" dedi.
Ancak konuyla ilgili nihai kararın verilebilmesi için daha çok veri bulduğumuz bozonun özelliklerini ortaya çıkartılması gerektiğini kaydeden Özcan, bu bulunan bozonun Higgs olmasa dahi insanlık için çok büyük bir buluş olduğunu ifade etti.
* CERN'ün coğrafi olarak İsviçre-Fransa sınırında kurulmuş 10 bin nüfuslu bir araştırma labaratuarı olduğunu belirten Özcan, burada çalışan kişilerin işleri ilgili konularda diplomatik dokunulmazlık sahibi olduklarını söyledi. 77'si Türkiye'deki üniversitelerden olmak üzere 101 Türkiyeli bilim insanının CERN'de çalıştığını kaydeden Özcan, bu rakamın zaman zaman 150'ye kadar çıktığını da sözlerine ekledi.

Tanrı Parçacığı’nın izi bulundu

Maddeye kütle ve yoğunluk kattığı düşünülen atom bileşeni ‘Higgs Bozonu’, diğer adıyla Tanrı Parçacığı’nı ortaya atan bilim insanları, yanılmadıklarını kanıtladı



DIŞ HABERLER SERVİSİ
İsviçre’nin Cenevre kentindeki Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) yapılan araştırmalarda, Higgs Bozonu’na işaret eden bir atomaltı parçacığının izine rastlandı.
13.7 milyar yıl önce yaşanan “Büyük Patlama”da meydana çıktığı düşünülen fakat varlığı bir türlü kanıtlanamayan parçacığa ilişkin elde edilen son bulgular, dün İsviçre ve İngiltere’de yapılan eşzamanlı konferanslarla dünyaya duyuruldu. En son geçen yıl Aralık ayında Tanrı Parçacığı’nın varlığının kanıtlanmasına yaklaşılmış, fakat deneylerin yetersiz kalması sonucu kesin bir açıklama yapılamamıştı.
Dün yapılan açıklamalara göre, Higgs Bozonu’nun izi kabul edilen parçacık, maddenin yoğunluğu, bazı maddelerin neden daha yoğun olduğu ve parçacık fiziğinin egemen teorisi olan “Standart Model”in en büyük bilmecesi olan “Niye maddenin kütlesi vardır?” sorusuna cevap veriyor. Eğer bu ize rastlanamasaydı, teorinin tamamen değiştirilmesi gerekecekti. CERN Başkanı Sergio Bertolucci, sonuçları “Geçen sene, 2012 yılında Higgs benzeri bir parçacık bulacağımızı, bulamadığımız takdirde Standart Model’den Higgs olasılığını çıkaracaktık. Fakat, bu yeni parçacık bize yeni ufuklar açacak” sözleriyle değerlendirdi.
CMS deneyinin başındaki Joe Incandela ise, “Bu ön bir tespit. Ancak Higgs Bozonu’na işaret etmesi açısından çok güçlü ve somut olduğuna inanıyoruz” dedi. Sonuçlar son 60 yılda fizik alanındaki en büyük gelişme olarak nitelendiriliyor. Atomaltı parçacığının, evrenin anlaşılmasına katkısının yanında teknolojide devrim yaratması bekleniyor. 2008 yılından bu yana 37 ülkeden 2 bin bilim insanının üzerinde çalıştığı teori için Cenevre’de hazırlanan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı deneyine 10 milyar euro harcandı.
Tam olarak ne yapıldı?
Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtlamak için 2008’de deneyine başlanan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı hızlandırıcısında kurulan altı bağımsız alt deneyden ATLAS ve CMS deneylerinde 2011 ve 2012’de elde edilen bulgular karşılaştırıldı ve sonuçlar birbirini doğruladı. Çarpışma esnasında ortaya çıkan enerjinin yarattığı parçacık (Higgs Bozonu) çok kısa süre gözlenebiliyor ve kolaylıkla bozulabiliyor. Bu yüzden, uzmanlar parçacığın kendisi yerine ortaya çıkardığı farklı bozulmaları analiz ederek parçacığın izine ulaşmaya çalıştı ve başarılı oldu. CERN deneyinin sonuçları, bu ayın sonunda akademik yayımlarda yer alacak.

Hawking bahsi kaybetti
Gelişmeyi değerlendiren ünlü İngiliz astrofizikçi Stephen Hawking, 2008 yılında Higgs parçacığının bulunamayacağına dair girdiği 100 dolarlık bahsi kaybettiğini söyledi. Hawking, “Sonuçlar, CERN deneyinde kayıp Higgs parçacığının bulunduğunu gösteriyor. Eğer özellikleri de beklendiği gibiyse parçacık fiziğinin Standart Model’ini doğrulayacaktır” diyerek başarıyı kabullendi.

7 yaşındaki bir çocuğa ‘bozonu’ nasıl anlatırsınız?
İngiltere’de yayımlanan The Guardian gazetesi, bilim dünyasında yaşanan büyük gelişmeyi çocuklara aktarmanın kolay yolunu bulmak için bir kampanya başlattı. Gazetenin twitter sayfasında takipçilerden “Higgshelp” başlığı altında Higgs Bozonu’nu yedi yaşındaki bir çocuğa anlatmanın en basit yolunu önermeleri istendi. Verilen cevaplardan dikkat çekenler şöyle:
- Erkek çocuklar= elektronlar, kız çocuklar=protonlar, nötronlar=oyun parkı. Higgs Bozonu=Anne, yani onların anlaşarak oynamasını sağlayan unsur.
- Fizik yapbozunun en önemli parçası kayıptı. Bu parçanın neye benzemesi gerektiğini biliyor ama gerçekten olup olmadığını bilmiyorduk. Artık biliyoruz.
- Higgs Bozonu, parçaları atomdan bile küçük olan ve her şeyin ana maddesi olan bir yapbozun son parçası.
- Evrendeki her şey bir büyük un çuvalının partiküllerinden oluşuyor ve Higgs Bozonu bu parçaları bir arada tutan yumurta oluyor.

GELECEK İÇİN YAZILMIŞ GÜZEL BİR ÇAĞRI

GELECEĞİMİZİ KURTARALIM.... BUNUN İÇİN BİR DUA YETER...

Daha fazla umursamaz olamayacağınızı anlayın. Gezgende bir şey olmadığını, olsa bile sizi ilgilendirmediği konusunda kendinizi daha fazla kandıramazsınız. Çünkü er ya da geç çocukluktan çıkmalı ve doğduğunuz gezegenin tüm sorumluluğunu üstlenmeniz gerekir.
Size ricayla değil taleple geliyorum. Bayram telaşınızı bırakın. Gezegenin dengelenmesi için gerçek çalışmalara başlayın.

Eğer sizinle birlikte bedenlenmiş olsaydım, bu sene sonuna kadar kalan sürede, gezegenin dengesi için, sorumsuzluk ve akılsızlık durumdan hiç çıkmak istemeyen kayıtsız çocukların akıllanması için dua ederdim.

Bir sonraki ırkın gelişinin eşiğindeyken. Dünya’daki insanların nihayet büyüyeceğini ve Dünya’daki tüm yaşamın ileriki gelişimini tehdit eden egosunun tezahürlerinden ayrılması gerektiğini beklemeye tümüyle haklıyız.

Bildiğiniz gibi geçmişte gezegendeki durumun kritik olduğu bunun gibi çok dönemler vardı ve her seferinde gezegenin yardımına kauzal bedenlerini feda eden ve gezegeni kurtaran Kozmik varlıklar veya Üstatlar gelmişlerdir.

Şimdi durum değişmiştir ve gezegenin kurtuluşu kendi çabanızla gerçekleşmelidir.

Şimdi gezegende benlenmiş ruhların olgunluk sınavın verildiği zaman gelmiştir.

Bu yüzden size ricayla bile değil, taleple geliyor ve sesleniyorum.

Benim tavsiyelerimi ve öğütlerimi takip etmeyebilirsiniz. Fakat yine de gezegene karşı sorumluluğun farkına varan ve sorumluluğunu yerine getiren, Dünya gezegeninde bedenlenmiş yeterli miktarda ruhun bulunacağını ümit ederim.

Hangi ruhsal pratikle uğraşırsanız uğraşın, hangi dine mensup olursanız olun, sizden yılın sonuna kadar kalan süre zarfında, dua pratiklerinizi gerçekleştirmek için ayırabileceğiniz kadar zaman ayırmanızı rica ediyorum

Emirler, dua, Rozari okuyun.

Ailenize külfet olmayacağı, iş ve evinizdeki şu anki sorumluluklarınızı yerine getirmenize engel olmayacak kadarını yapın.

Sizi dua etmeye zorlayamayız, ama bunu yapmanız için size rica etmek ve yalvarmamızı için sunulan her fırsatı kullanmaya bizler bırakmıyoruz.

Hareket etmek için sizin sıranız gelmiştir.

Size ilettiğimiz endişemizi, bu bilgiyi kavrayabilecek ve boş zamanını Dünya’nın dengelenmesi için harcayacak insanlara anlatmak için çalışmaya başlayın. “
 
".. Bildiğiniz gibi dört alt bedenlerinizde bu veya daha önceki hayatlarınızda bir zamanlar yaptığınız yanlış, uygunsuz, İlahi olmayan davranışların enerjitik kayıtları bulunmaktadır. Bunlar, geçmişte size eşlik etmiş ve hala kurtulamadığınız sabit negatif durumlar olabilir. Size geri dönen karmayı biliyorsunuzdur. Kozmik Devirler Yasasına uygun olarak sizin auranızda aktive olmakta ve bir olay, duygu veya olumsuz bilinç durumu şeklinde karşınıza çıkan karmayı biliyorsunuz. Karmanın bu geri dönüşü yıl boyunca sürekli ve yavaş yavaş gerçekleşiyor. Yıl dönemi sona ererken sizler birazcık farklı bir durumla karşı karşıya kalıyorsunuzdur. Belki de, Kozmik Yasaya uygun olarak yıl boyunca size geri dönen karma, Yasa’nın bakış açısına göre sizin tarafınızdan uygun ölçüde dönüştürülememiştir. Başka insanların da yıl boyunca doğru seçimler, dualar veya iyi (hayır) işler yaparak yeterli seviyede karmalarını dönüştüremediklerini hayal edin. Bu durumda yıl sonunda insanlığı tehdit eden fazla karma birikimi oluşur ve o hastalık, depresyon, açlık veya çeşitli doğa afetleri ve felaketler şeklinde, insanlığa özgü çeşitli durumlar olarak inebilir.
Her halükarda, yıl sonunda kendi içsel durumunuza göre bile artan bir ağırlık hissini farkedebilirsiniz. Bu, insanlığın üstünde dönüştürülememiş negatif enerji şeklinde duran ek karmik yüktür. Bu yüzden yıl sonunda bilincinizi yüksek bir disiplinde korumak bu kadar önemlidir. Oruç tutmak, susmak, dua etmek şeklinde kendinize bilinçli olarak sınırlamalar koymak veya yoksullara, düşkünlere yardım etmek şeklinde hizmet altarına sunabileceğinizi her türlü fedakârlıklar çok yararlıdır. Bu durumda, tüm gezegenin durumu dengelenmesi için son çare olarak kullanılabilecek ek bir iyi karma yaratıyorsunuzdur. İşte bu yüzden tekrar ve tekrar size felaket veya doğal afet ihtimallerini hatırlatıyoruz. Sizi korkutmak ve dua etmenizi sağlamayı istediğimizden değil. Hayır, Dünya’da oluşan ağır durumunu anlatmak ve hazır olanlara Tanrı ve bu evrende var olan Işık Hiyerarşisi ile yaratıcı olmanızı teklif etmeye geliyoruz."
12 Mart 2011 tarihinde Uranüs, 2018 yılına kadar, 7 yıl boyunca kalacağı Koç burcuna girdi.
Gelin astrologların bu astrolojik durum hakkında ne düşündüklerine bir bakalım ve bizi ne tehdit ettiğini anlamaya çalışalım.

“Uranüs Zodyak döngüsünü 84 yıl içinde tamamlar. Koç burcuna girmesiyle, yeni bir döngü başlatır. Dünyada yenilenme ve gelişme baş döndürücü bir hızla artar. Koç, Zodyak’ın başlangıcıdır o, ateşli, öncü, hareketli, sabırsız ve savaşçı bir burçtur. Uranüs ise öngörülemeyen bir gezegendir. Hem burç hem gezegen, bireysel olarak kendini ortaya koymayla ilişkilidirler. Onların anahtar kelimesi "Ben" dir. Fakat Koç’un tam karşısında Terazi bulunmakta ve gerçekte o ortaklığa doğru çabalamakta. Uranüs, Kova’yı, takımların burcunu yönetir.

Uranüs, geleceğe yönelik, bireyin ortak bir hedefe boyun eğdiği, hem bireysel hem de takım projeleri ile bağlantılıdır. Amaç soyut ve fantastik olabildiği gibi tamamen somut da olabilir. Uranüs yeni teknolojilerle, bireysel ve takım yaratıcılığı ile bağlantılıdır. Eğer bir birey hakkında konuşuyorsak, nadiren sanatsal bir yaratıcılık olarak gerçekleşir (gerçi bazen o da olur: kubistler, futuristler, Picasso'nun çoğu eserleri), ama daha çok bilimseldir. Bilimsel keşifler ve buluşlar Uranüs ile ilişkilidir. Uranüs düşüncelere cesaret, düşünceye ve eylemlere bağımsızlık ve orijinallik verir. Test pilotlar, öncüler, kâşifler, jeologlar, fütüristler, astrologlar, astronomlar, insan hakları savunucuları ve muhalifler Uranüs’ün himayesi altındadır. Yeni, alışılmadık, cesur ve özgün şeyler bu gezegen ile ilintilidir.

Bir kolektifin bakış açısından bakıldığında, Uranüs yaratıcılığı – geleceğin yeni insan topluluk formları (komünler, bilimsel ve teknolojik takımları), yeni teknolojik, endüstriyel ve bilimsel yapılar inşa etmek demektir.

Ama Uranüs'ün başka bir yüzü daha var. Aşırılık, soyutluluk, acımasızlığa dek varan sert bir gezegen olarak da kendini gösterebilir. Bir bireyi ya da bir takımı soyut bir hedef öyle ele geçirebilir ki gerçeklik onlar için hiçbir anlam ifade etmeye bilir. Bir insan, bilinçli ve büyük bir coşkuyla, bir prensibi, bir fikri, bir projeyi takip eder, Kendisini soyutluluğun buz rüzgârlarına teslim eden bir yelken gibi hisseder.


Gerçekçi analizlere dayanan ilerici bir proje olursa bu hayırlı olur. Ama bazen birey kendisini, Tanrı’ya karşı ayaklanan iblise teslim eder. Fantastik, acayip, beklenmeyen, gerçek dışı resimler hayal dünyasına belirir.

Ne yazık ki Uranüs sadece rekor sahiplerini değil, radikalleri ve teröristleri de yönetir. O, beklenmedik yıkıntılar, felaketler ve şok edici olaylar ile bağlantılıdır.

Elbette, her şey için Uranüs’ü suçlayamayız, genellikle diğer gezegenler ile farklı kombinasyonlar şeklinde ortaya çıkar.


Gördüğümüz gibi Uranüs, toplumda olduğu kadar bilimde de değişikliklere yol açan gerçekten, devrimci bir gezegendir. Bu değişiklikler, küresel çapta hem pozitif hem de negatif olabilir, her şey bu gezegenin enerjileri etkisi altına kalan toplumun bilinç durumuna bağlıdır.
Gelin, Uranüs’ün Koç burcundaki son iki transiti, topluma ve bilime nasıl bir etki etiğine bir göz atalım.
Birazcık tarih

Eğer Uranüs’ün Koç burcundaki son iki dönemine bakarsak, açıkça küresel çapta değişim getirmiş olduğu görebiliriz. Bu devrimci dönüşümler hem yaratıcı ve hem de yıkıcı, muazzam bir güç taşıyabilir. Ama her hâlükârda, yeni bir toplum ortaya çıkıyor.

Birkaç olayı ele alalım.

1843-1851 - Uranüs Koç’ta

Toplumda:


Bu dönemin en önemli olayı 1848 yılın Komünist Manifestosu ve onun hazırlamış olduğu neredeyse tüm Avrupa ülkelerinde görülen sosyal devrimler, 1848-49 devrimleridir. Bundan sonra devletin reaksiyonu ve vatandaşların hürriyetlerinin kısıtlanması takip edere ki genellikle Uranüs o zaman Boğa burcuna denk gelir.


Bilimde:“Termodinamiğin temelleri William Thomson (Lord Kelvin) ve Clausius tarafından XIX yüzyılın ortalarında atılmıştır. Onlar termodinamiğin iki yasasını formüle etmiş, gerçi ilk yasayı Hermann Helmholtz zaten biliyormuş. “Sıcaklık doğurganlık” kavramı tamamen tarihe gömülmüştür. Bunun yerine Rankin ve Thomson, sadece kinetik enerjisi için değil, enerji için genel bir kavram tanıttılar (1852). Mayer ve Joule enerjinin korunması için evrensel bir yasa formüle ettiler. "(Wikipedia, Fiziğin Tarihi)”

1927-1934 - Uranüs Koç’ta

Toplumda:
En önemli olay 1929’daki dünya ekonomik krizidir. Ekonominin çöküşü, toplumun yeniden şekillenmesi. Totalitarizm lehine, vatandaşların serbest hareket politikasının kaybolması. Rusya'da kitlesel baskısının başlangıcı. Hitler’in 1933 yılında iktidara gelişi. Devletin reaksiyonu güçlenmesi, sivil hak ve özgürlüklerin yok edilmesi.


Bilimde:
“1920’li yıllarda klasik pozisyonun bakış açısından açıklanamaz olan birden çok önemli kuantum fenomeni keşfedildi…

... Louis de Broglie, dalga-parçacık dualitesi, sadece ışığın değil, aynı zaman maddenin de bir özelliği olduğunu ileri sürdü ...Bohr bunu "tamamlayıcı ilkesi" olarak özetlemiştir: parçacık ve dalga fenomenleri birbirilerini tamamlıyorlar; eğer bizi nedensellik ilişkisi ilgilendiriyorsa parçacık açıklaması uygundur, ama uzay ve zaman resmi ilgimizi çekiyorsa, dalga tanımı daha uygundur. Aslında, mikro nesne ne bir parçacık ne de bir dalgadır ve araçlarımız, klasik değerleri ölçebilmesinden dolayı bu klasik kavramlar ortaya çıkmaktadır. Bohr Okulu, genel olarak bir atomun tüm vasıfları objektif olarak var olmadığını, çünkü gözlemci ile etkileşime girdiğini inanmıştır. "Gözlem yönteminden bağımsız bir gerçeklik yoktur" (Bohr) ...

1928: Paul Dirac kuantum mekaniğin (Dirac denklemi) göreceli bir versiyonunu vermiş ve pozitronun varlığı tahmin ederek, kuantum elektrodinamiğin başlangıcını ortaya koymuştur. "(Wikipedia, Fiziğin Tarihi)”

Uranüs Koç burcuna en son 31 Mart 1927’ta girdi. Bu olaydan yaklaşık yedi yıl önce, Üstatlar bedende bulunan insanların kalplerine ulaşmak için bir girişimde bulunmuşlardır. Ve bu tümüyle anlaşılabilir bir durum, çünkü Uranüs gezegenin güçlü etkisini bilerek, insanlığa daha kolay bir yol gösterilmesi gerekiyordu.

 

926 yılında Nikolay Roerich, Mahatmalar adına Moskova'ya gelmiştir. Nikolay Roerich ilişkilerini kullanarak Sovyetler Birliği'nin liderleri ile buluşmuştur. Önde gelen komünislerden Çeçerin ve Lunaçarski ile görüştüğünü biliyoruz. Bu görüşmede Nikolay Roerich, Moskovalı komunistlere Mahatmaların mektubunu ve Burhan Bulat toprağın bulunduğu bir kutu sunmuştur.

Roerich, Doğu’nun Üstatları büyükelçisi olarak Moskova'ya gelmiştir. Onların görüşmelerde ortaya koydukları genel görev, Çeçerin ve Lunaçarski vasıtasıyla ülkenin hükümeti Mahatmaları kabul etmelerine hazırlamaktı. Mesajlarını imzalamış oldukları açık bir mektupla, Himalaya Öğretmenlerinin rehberliği teklif edilmiştir.


Ne yazık ki, Sovyet liderliği, Üstatların işbirliği önerisini kabul etmedi. Ve Uranüs Mart 1927’te aktif Koç burcuna girdi. Üstatlar tarafından önerilen Yol reddedildi için başka bir yoldan gitmek zorunda kalındı.

Ve Sovyetler Birliği'nde zorla kolektifleştirme başladı. 20’lerin sonu 30 yılların başında Toprak Ana kıtlıkla cevap verdi. 1932-1933 yılında Ukrayna'da yaklaşık 4 milyon kişi (farklı kaynaklarda sayılar değişir) açlıktan öldü. Yoldaş Stalin kültü ve baskılar başladı.

Uranüs döngüsü 84 yıl sürdüğü için halen bile, Rusya ve eski Sovyet cumhuriyetleri karmanın meyvelerini topluyorlar.

Onlar, insanların bilinci gerekli seviyeye yükselmesini umuşlardı. O zaman Uranüs'ün etkisi hayatın her alanında gerçekten devrimsel atılım ve dönüşümlere yol açacaktır. Uranüs pozitif yönlerini göstermiş olur ve Üstatların ümit ettiği gibi önce Rusya'da, daha sonra geri kalan tüm dünyada hızlı dönüşümler gerçekleşirdi. Çünkü manevi öz, insanların doğasındaki içsel ahlak, yaşamın diğer tüm alanlarını: ekonomiyi, bilimi, eğitimi vb belirlemektedir. Eğer halkın büyük bir kısmı, ahlak yasasını kabul etmez (Üstatların mesajları, ahlak yasasının anlatılması ve Karma Yasası ile ayrılmaz bir bağı olması açıklamasından başka bir şey değildir) o zaman bu halk ancak güçle, totalitarizm ile yönetilebilir. Çünkü insanın vicdan denen içsel yöneticisi yoktur.
Üstatların görüşüne göre, olumlu değişikliklerin gerçekleşmesi için nüfusun % 1 Üstatların Öğretisini benimsemesi gerekir. Bu, Rusya'da yaklaşık 1,5 milyon kişi, tüm dünyada ise 60 milyon kişi civarıdır. Bu yüzden Rusya gibi bir ülke, yüzünü ahlak yasasına, bu evrenin kozmik yasasına doğru çevirse tüm diğer ülkelerde değişimler daha hızlı oluşabilirdi.

Bununla birlikte, insanların Üstatlar tarafından verilen Öğretiyi nasıl kabul ettiğini kendiniz görebilirsiniz. Toplumda herhangi bir değişiklik var mı? Eğitimde, TV, radyo yayınlarında ve diğer alanlarda Üstatların önerileri dikkate alınıyor mu? Bu satırları okuyan her biriniz, kendi hayatında Öğretiyi nasıl uyguluyor? Bu sekiz yıl boyunca en azından bir kötü alışkanlığınızdan, bağımlılığınızdan, karakterinizin negatif bir özelliğinden kurtulmayı başarabildiniz mi? Sizler hayatınızda ahlak yasasını takip ediyor musunuz?

by sirius

4 Mart 2013 Pazartesi

‎82 YAŞINDAKİ BETÜL MARDİN"DEN KADINLARA ÖGÜTLER

1. Her sabah spor yapacaksın. Günaşırı filan değil evladım. Her sabah.

2. Hep ça...lışacaksın. Üreteceksin. Beynin meşgul olacak, hep koşturman gereken işler olacak.
...
3. Günceli takip edeceksin. Haber izle, dergi, kitap, gazete oku. Gündemi yakala. Her konuda kendini update et. Yeni çıkan kitapları da bil, yeni açılan lokantaları da, bu sene moda olan renkleri de.

4. Evlilik ise şart değil, kafanı takma. Gerekli de değil. Hatta şöyle söyleyeyim: One problem less! (Bir problem eksik!)

5. Çocuk meselesine gelince... Ha işte, burada akan sular duruyor. Yapabiliyorsan yap. Birini bu kadar çok sevmek, onun sorumluluğunu taşımak sadece onu değil, seni de mutlu eder. Doğurmayacaksan, evlat edin. O zaman da senin çocuğun değişen bir şey yok. Evlat edinmeyeceksen de, manevi çocuğun olsun, birini okut, geleceğini şekillendirmesine yardımcı ol.

6. Günde bir kere et ye. Mutlaka her öğün sebze ve meyve ye. Kusura bakma, ben tatlı severim. Tatlıdan uzak dur diyemeyeceğim!

7. Ölümden sonra yaşamak istiyorsan, günlük tut. O küçük notlar, hem kendi hayatının tanıklığı, hem de yarına kalan bir bilgi kaynağı. Mesele benim babam, hiç düşünmeden 60 sene boyunca her gün Ece Ajanda'sına o gün olanları yazmış. Hâlâ açıp okuyorum ve çok faydalanıyorum.

8. Olumlu olacaksın.

9. Bazı şeyleri kabul edeceksin. Bütün kadınların seni sevmesine imkân yok! Demek ki bazı kadınlara dikkat edeceksin.

10. Erkeklere gelince, aynı anda birkaçını sevmeyeceksin. Ama onların böyle bir yeteneği ve şerefsizliği olduğunu bileceksin!! !
HASTA DEĞİL SUSUZSUNUZ

İranlı hekim Batmanghelidj'e göre hastalıkların çoğu vücudun susuz kalmasından meydana gelir. Buna göre, suyun vücuda bazı faydaları şunlardır;

· Hiçbir canlı susuz yaşamaz.
...
· Susuzluk; vücudun bazı fonksiyonlarını önce bastırır, sonra öldürür.

· Su temel enerji kaynağıdır.

· Her hücreye elektriksel ve manyetik enerji üretir.
· Hücre yapısındaki maddeleri birbirine bağlar ve yapıştırır.

· DNA hasarını önler.

· Bağışıklık sisteminin merkezi olan kemik iliğini, çeşitli hastalıklara karşı güçlendirir.

· Besinlerin, vitamin ve minerallerin temel çözücüsüdür.

· Besinlere enerji verir.

· Besinlerdeki gerekli ögelerin emilimini artırır.

· Bütün ögelerin vücuda taşınmasına yardımcı olur.

· Kırmızı kan hücrelerinin çalışma verimini artırır.

· Hücreye oksijen verir ve atık gazları akciğerlere taşır.

· Zehirli atıkları toplar ve karaciğer yahut böbreklere taşır.

· Eklem boşluklarındaki temel yağlayıcı maddedir.

· Omurdaki diskleri, şok emici su yastıklarına dönüştürür.

· Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir.

· Vücudun soğutma ve ısıtma sistemleri için vazgeçilmezdir.

· Beyin fonksiyonları için güç ve elektriksel enerji verir.
· Kalp krizi ve felçten korur.

· Beyinde üretilen hormonların yapımı için gereklidir.

· Dikkat yetersizliğini çözer.

· Çalışma verimini artırır.

· Hiçbir yan etkisi yoktur.

· Stresi, depresyonu hafifletir.

· Uykuyu düzenler.

· Yorgunluğu giderir.

· Cildi yumuşatır.

· Gözlere canlılık verir.

· Kan üretimini düzenler.

· Enfeksiyon ve kanserde bağışıklık sistemini güçlendirir.

· Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler.

· Âdet öncesi ağrıyı ve ateş basmasını hafifletir.

· Kanı sulandırıp katı maddelerin dibe çökmesini engeller.

· Su içen, susuzluk ve açlık duygularını ayırt edebilir.

· Kilo vermeyi kolaylaştırır.

· Gebelikte bulantıları azaltır.

· Zihin ve vücut fonksiyonlarını bütünleştirir.

· Yaşlılıkta hafıza kaybının önlenmesine yardımcı olur.


BASİT YAŞAYACAKSIN, BASİT.

Basit yaşayacaksın, basit.
Mesela susayınca su içecek kadar basit…
Dört çıkacak, ikiyle ikiyi çarptığında.
... Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;
Tek bir düğme, tek bir cümle gibi…
Sevince lafı dolandırmadan söylediğin “seni seviyorum” gibi.
Basit, sıcak bir öpücük yetecek sana…
Basit, sıcak bir öpücük; ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.
O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını,
Öpücük için yiyeceksin, hayatının dayağını.
Kabak çekirdeği verecek, sana rakamların veremediği mutluluğu.
El yazısıyla yazılmış, eğri büğrü bir mektup olacak,
En değerli kağıdın, hep yanında taşıdığın, atmaya kıyamadığın.
İki harekette giyiniverecek, iki harekette soyunuvereceksin.
Kısacık olacak uyanman ve yola çıkman arasında geçen süre;
Kısacık olacak sıcacık kollara dolanman ve
Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını; bakışların bile anlatabilecek kendini
Beklentilerin de basit olacak, Kaf Dağı’nın önünde bekleyecek mutluluklar.
Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını;
Ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana en ucuz romanını;
Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.
Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.
Bir kaşarlı tost olacak aradığın,
nasıl oturacağını bilemediğin sofrada,
Parmakların en kıymetli çatalın,
yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.
İskender’in kılıcı duracak, avukat rehberinin yanında.
Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana, kontraplak bir gitarda
doğru basılmış bir fa diyezin mutluluğunu,
Makyajı ilk “a”sına kadar bilmen yetecek, temizlik kokacak en pahalı parfümün.
“Bilmiyorum” diyebileceksin bilmediğinde ve çok normal olacak “ bilmeyişin”.
Tek dereden su getirmen yetecek, bir “istemiyorum” diyebilmeye,
Ne durduğu fark etmeyecek abanın altında.
Saatin, sadece saati gösterecek,
Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın,
Küçük bir not defteri olacak, “bilgini” en hızlı “sayan”.
Basit yaşayacaksın, basit.
Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi basit…
Çay, simit ve peynirle...!

___ Nazım Hikmet ___

ZEKA


‎''Akıl eğiterek zeka elde edilemez. Daha doğrusu, kişi zihinsel ve duygusal olarak uyum içinde davranırsa zeka ortaya çıkar.

Akıl ile zeka arasında büyük fark vardır. Akıl , düşüncenin duygudan bağımsız olarak çalışmasıdır. Akıl , duyguyu hesaba katmaksızın,belirli yönde eğitilirse kişinin engin bir zihin gücü olabilir , ama zekası yoktur, çünkü zekada hem hissetmek hem de muhakeme için içsel bir yetenek vardır; zekada her iki yetenek de yoğun biçimde ve uyum halinde eşit olarak bulunur.

Çağdaş eğitim, aklı geliştiriyor, sevgi ve şefkatin uyumunu dikkate almadan birçok yaşam açıklaması yapıyor , birçok kuram sunuyor. Böylelikle, çatışmadan kaçmak için kurnaz ve usta zihinler geliştirmişiz, sonunda, bilim insanları ve filozofların açıklamaları ile tatmin oluyoruz.
...
Zihin-akıl- bu sayısız açıklamadan memnun , ama zeka değil çünkü anlayış ve eylem için zihnin ve kalbin tam birliği gerekli.''

Jiddu Krishnamurti
Devamını Gör

DOĞUM TARİHİNE GÖRE KİŞİLİKLER



‎1 Ocak - 10 Ocak
Huzursuzluk ve kavgadan hoşlanmayan. Sevdiklerine düşkün, sabırlı ve çalışkan kimsenin bir şeyinde gözü olmayan, kendi çalışıp kazanmaktan yan...a olan.

Başarılı olmayı isteyen ve rahat, güvende yaşamayı arzulayan. Gayet kibar ve nazik doğru ve dürüst davranan. Başarısızlığa tahammülü olmayan, sevgiye önem veren.

Takdir edilmekten hoşlanan, yeniliklere açık, bulunduğu alanda parlamak isteyen kimi zaman coşkulu bazen karamsar olabilen. Fakat asla pes etmeyen, direnen.

11 Ocak - 19 Ocak
Son derece mantıklı, becerikli, akıllı, sözünde duran eğitim hayatına önem veren. Öğrendiklerini kolay kolay unutmayan.

Aklını ve yaratıcı hünerlerini kolaylıkla hayata geçirebilen

Neyin gerekli neyin gereksiz olduğunu iyi ayırt edebilen mantıklı.

Gerektiğinde sert konuşabilen. Aynı anda birden fazla konuda bilgi sahibi olabilen gözlem gücü yüksek, iş hayatında başarıya mutlaka ulaşabilen.

20 Ocak - 29 Ocak
Açık sözlü, yenilikçi, toplum bilinci yüksek, arkadaşlık ilişkileri güçlü orijinal düşünebilen, tavırlarıyla ilgi uyandırabilen buluşçu.

Gerektiğinde duygularını geri planda tutarak, mantıklı hareket edebilen
zihinsel aktivite gücü yüksek, herkesten daha çabuk öğrenebilen.

Uygulamaya dönük, analizci, çağın ötesinde düşünebilen zorluklar karşısında aklıyla kolayca çözüme ulaşan, sınırlamalardan hoşlanmayan.

30 Ocak - 8 Şubat
Hızlı düşünebilen, gayet becerikli, dürüst ve arkadaşlıklara önem veren
Tarafsız bir gözlem gücüne sahip, yapmacık insanlardan hoşlanmayan.

Yabancı dil konusunda başarılı, konuşmaları sıradışı, yenilikçi bulunduğu ortamda kolayca ilgi uyandıran, sıradışı espri kabiliyeti olan.

Zeki, diğerlerinden çok çabuk öğrenen, kısa yoldan sonuca ulaşabilen
bilime önem veren, tartışmalardan hoşlanan, ikna gücü yüksek.

9 Şubat - 18 Şubat
Sıradışı ilişkiler yaşamaya hevesli, özgürlüğüne düşkün yenilikçi yeni yerler keşfetmeye meraklı, modayı takip eden tasarımcı.

Bulunduğu alana yenilikler getiren, orijinal ve çekici. Kaliteyi seven
başkalarından oldukça farklı, rutinlikten hoşlanmayan. Arkadaş çevresi geniş.

Seçici, iyi gözlemci, farklı kişiliği ile ilgi uyandırabilen

Çekiciliği ile karşı cins tarafından beğenilen, her giydiğini yakıştırmasını bilen.

19 Şubat - 29 Şubat
Hayal gücü oldukça yüksek. Sevdiklerine karşı duyarlı, çatışmalardan rahatsızlık duyan şifa gücü yüksek, insanlara sorunlarında yardımcı olabilen.

Duyarlı bir kişilik. Acıma ve şefkat duygusu yüksek. Pozitif düşünmeye çalışan yaratıcı kabiliyetleri olan, yargılayıcı davranmayan, değişime açık.

Karmaşa içinde yönelimini kaybetmeden ilerleyebilen, negatif insanlardan etkilenebilen derin tutkulara sahip, aşk ilişkilerinde verici ve cömert. Oldukça romantik, hassas.

1 Mart - 10 Mart
Duygularının farkında olan, bağımlılıklarına düşkün, kimi zaman değişken
sosyal hayatta çekici kimliğiyle ilgi uyandıran, mütevazi ve çok sevilen.

Ailesine düşkün, evini yuvasını önemseyen, aşkta tutkulu, güzel düşünen
Kötülük bilmeyen, kendine yapıldığında oldukça etkilenen.

Muazzam yeteneklere sahip, sezgileri güçlü, olacakları hissedebilen karşı cins üzerinde duruşu, tavırları, fiziksel özellikleriyle oldukça beğenilen.

11 Mart - 20 Mart
Vizyon sahibi, her yerde başarılı olabilen. Hayallerini gerçeğe dönüştürebilen gücünü iyilik ve güzellikler adına yönlendirebilen.

Öngörüleri doğru çıkan.Doğaüstü yetenekleri olan, yalnız kaldığında güçlenen başkalarını kolaylıkla etkileyebilen. Olumlu ve güçlü enerjilere sahip.

Kararlılık gösterdiği zamanlarda her işin üstesinden kolayca gelebilen güçlü bir manyetizmaya sahip, gizlilikleri kolayca öğrenebilen sırdaş.

21 Mart - 31 Mart
Fiziksel yönden oldukça güçlü. Hedefini bilen ve yılmadan üzerine gidebilen
İsteklerine fazlasıyla düşkün. Dediğim dedik asla geri dönmeyen.
Emir almaktan hoşlanmayan kendi bildiği yolda ilerlemeyi seven.
Cinselliği yoğun ve etkileyici ateşli ve istekli.

1 Nisan - 10 Nisan
Çok canlı, bireylik duygusu yüksek yaratıcı enerjiye sahip, pırıltılı bir kişilik.

Yönetme gücü olan, insanları kolayca etkileyebilen iyi bir oyuncu (sanat), kendini ifade etmesini bilen.

Hayatın güzel yanlarının tadını çıkarmasını bilen isteklerini gerçekleştirme gücüne sahip renkli bir kişi.

10 Nisan - 20 Nisan
Keşfetmekten, yeniliklerde bulunmaktan hoşlanan para harcama meyli yüksek, hoşsohbet, açık fikirli.

İyi niyetli, geleceğini şekillendirmeyi seven, yürekli inançlı, sağduyulu, cömert ve kendine güvenen.

Adaletli, yardıma hazır, takdir edilmeyi seven yabancı dile meyilli, seyahat etmekten hoşlanan.

20 Nisan - 30 Nisan
Güzelliklere aşık, gösterişli ve kaliteli olan herşeyi seven maddi ve manevi değerlerini önemseyen, koruyan, sahiplenen.

Sosyal hayatın içinde yer almaktan zevk alan. Arkadaşlarının önemseyen
Güzel bir çevrede yaşamak isteyen. Duyarlı ve estetik bir kişi.

İnce ve Nazik yapısıyla takdir edilen ve sevgi duyulan uzlaşmazlık, kavga ve çekişmelerden hoşlanmayan.

1 Mayıs - 10 Mayıs
Zihinsel yetenekleri yüksek, aklını önemseyen, sezgileri kuvvetli ilgi alanları yoğun, dünyayı gözlemlemekten hoşlanan.

Konuşma ve yazma yeteneği son derece güçlü. İnsanları kolayca çözebilen
değerlendirme gücü yoğun, organizasyon becerisi muazzam.

Başkalarıyla çalışmaya müsait, uyumlu. Fazla detaydan hoşlanmayan özgürlüğüne önem veren. Konuşmasıyla karşısındakini etkileyebilen.

11 Mayıs - 20 Mayıs
Gayet güvenilir, dürüst yaklaşımlara sahip. Güçlü ve derin duyguları olan
Aşk ilişkilerinde güvenilir, karşısındakine değer veren.
Gerçekçi düşünebilen, kendine yeterli. Başarma tutkusu olan, çalışkan
Güzelliklere önem veren, kabalıktan hoşlanmayan. Keskin gözlem gücü olan.
Başkalarının haksız sözlerinden etkilenebilen. Arkadaşlığa önem veren
Hedefine ulaştığında böbürlenmeyen. İyiliğin, vefanın kıymetini bilen.

21 Mayıs - 31 Mayıs
Çok yönlü ve becerikli. Yargı ve mantık gücüne sahip yenilikten hoşlanan, yeni insanlar tanımaktan zevk alan.

Bilgiyi önemseyen, meraklı ve öğrenmeye aç mantıklı, eğri ile doğruyu ayır etmesini bilen.

Kıvrak zeka, konuşma kabiliyeti, kendini yönlendirebilen düşmanlarını yenmeye başarabilecek kadar akıllı.

1 Haziran - 10 Haziran
Sosyal ilişkilerini önemseyen, akıllı davranabilen zeki, uzlaşmacı, hayatın güzel yanlarının tadını çıkarabilen.

Nabza göre şerbet vermeyi bilen. Yeniliklerden hoşlanan değerli olanı bilen, duyarlı ve yapıcı davranabilen.

Rahatına düşkün, sıradan şeylerden hoşlanmayan. Kaliteye önem veren
ince, nazik, aşka önem veren. İyi niyetli, arkadaşlıklara önem veren.

11 Haziran - 21 Haziran
Modern düşünebilen, tarafsız ve objektif düşünebilen manyetizması güçlü, arkadaşlık olgusunu önemseyen.

Özgürlüğüne düşkün, mantıklı davranabilen orijinal herşeyden hoşlanan. Pek çok insanla anlaşabilen.

Fikirleri bir çok insan tarafından beğenilen. Kuvvetli iradesi olan yaratıcı, bireylik duygusu gelişmiş, haksızlığa boyun eğmeyen.

22 Haziran - 30 Haziran
Güvende yaşamak isteyen, empati yönü güçlü, duyarlı kişilik ailesine, sevdiklerine önem veren. Koruyucu ve kollayıcı.

Gerçeklerin peşinden koşabilen. İlişkilerde uzlaşmaktan yana olan duygusal değerlerine önem veren, etkileme gücü yüksek.

Karşısındaki kişiyi kolaylıkla etkileyebilen, ruhunun derinliklerine inebilen kendini güvende hissetmediğinde tepkisel davranabilen.

1 Temmuz - 11 Temmuz
Düşünce gücü yüksek, sezgileri mükemmel derecede yoğun bulunduğu alanı kötülüklerden arındırabilen, yenilikçi düşünebilen.

Şüphelerini aydınlığa kavuşturabilen, kendini yenileyebilen yüzeyde olanlarla yetinmeyen, araştırmadan güvenmeyen.

Zihnini ve iradesini kendi gelişimi için odaklamasını bilen güçlü iyileştirme gücü olan, güçlü olmayı, güvende olmayı önemseyen.

12 Temmuz - 22 Temmuz
Artistik kabiliyeti olan, aydınlanmaktan yana. Sanata meyilli acıma ve şefkat duyguları yüksek. idealist.

Kendini inandığı bir şeye adayabilen, vizyonu yüksek kendini aşmak isteyen, duyarlı yüreğe sahip, özverili.

Özlemleri olan, hayal gücü yüksek. Duyu dışı algıları olan. bir çok insanla anlaşabilen, aşkta derin duygulara sahip.

23 Temmuz - 1 Ağustos
Kendinden emin, bağımsız, liderlik gücü yüksek soylu, gururlu, gösterişli, toplumda hemen farkedilen.

Sadakat duygusu yüksek, organizasyon yeteneğine sahip sevdiklerine düşkün, sanatkar, kolayca yükselebilen.

İçi dışı bir, kalbinin sesine kulak verebilen. Sevilmeyi önemseyen yaratıcılık yeteneği olan, isteklerini direkt olarak açıklayabilen.

2 Ağustos - 12 Ağustos
Hoşsohbetli, neşeli, etrafını rahatlatan, vicdanlı para harcamayı seven, kaliteye önem veren, gururlu.

Kimseyi kırmaktan hoşlanmayan, yüce gönüllü gezmekten, araştırmaktan hoşlanan, inanç sahibi, maneviyatı güçlü.

İyi bir sırdaş, güçlü bir dost başkalarının emri altına girmekten hoşlanmayan, özgürlüğü seven.,

13 Ağustos - 22 Ağustos
Kendini ortaya koyabilen, savaşçı, enerjik, isteklerini elde edebilen bilinçli, cesur, haksızlıklara boyun eğmeyen. Yeni fikirleri önemseyen.

Girişimci, zeki, nerde ne yapması gerektiğini bilen açık sözlü. Hayatta kalmayı başarabilen. Fiziksel gücü yüksek.

Karşısındaki kişiyi çabucak çözebilen, açık sözlü beklemekten hoşlanmayan, yeni projelere, planlamalara istekli.

23 Ağustos - 1 Eylül
Mantıklı, becerikli, akıllı, başkalarıyla kolaylıkla bağlantı kurabilen aşkı önemseyen, sorunlardan pek hoşlanmayan.

Kaliteli ortamlar, elit yerlerden hoşlanan. Cahil insanlardan uzak duran keskin gözlem gücüne sahip, bir bakışta eksiklerini görebilen.

Olayların ardındaki gerçekleri önemseyen ve öğrenmek isteyen çabuk kavrayan, net görmek isteyen, iletişimci.

2 Eylül - 12 Eylül
Ciddi bakış açısına sahip, sağlam kararlar vermeye çalışan beklentileri akla ve mantığa uygun, çalışkan ve planlı.

Güven olgusunu önemseyen, yanlış kararlar vermekten hoşlanmayan
disiplinli çaba, görev ve sorumluluk bilinci yüksek olan.

Dayanıklı, mesleki konularda yetenekli. Dikkatli konuşan yaşından olgun. Sözleri tutarlı, kabul edilmekten hoşlanan.

13 Eylül - 22 Eylül
Yerinde konuşan, güçlü bir kişilik, sevme duygusu gayet yüksek uyumlu, dengeli, akıllı ve gayet çekici.

Aşkta sıcak yürekli, nezaket dolu, güçlü imaj sahibi huzursuzluktan hoşlanmayan, böyle ortamlarda bulunmak istemeyen.

osyallikten hoşlanan ama aşırı uçlara kaçmayı sevmeyen öncü, akıllı, iletişimci bir kişilik. Tarafsız düşünebilen.

23 Eylül – 2 Ekim
Lüks, güzellik, kaliteden hoşlanan. Sevgi dolu bir kişilik erkekleri yakışıklı, kadınları çok güzel olan.

Sosyal yönü güçlü, yeni fikirleri seven, hassas yaradılışta zevkleri için para harcamaktan çekinmeyen, bu yüzden zorlanan.

Seyahat etmekten hoşlanan, yeni insanlarla tanışmaktan zevk alan amaçları bir şekilde gerçekleştirebilecek şansa sahip olan.

3 Ekim - 13 Ekim
Başkaları tarafından her zaman ilginç, sıra dışı bulunan, çok çekici
Özgürlüğüne düşkün, kurallarla çevrelenmekten hoşlanmayan.

Sosyal ilişkilerini önemseyen, popüler ve girdiği ortamlarda farkedilen
toplum içindeki yerini önemseyen, farklı bulunmaktan hoşlanan.

Kararlarını kendi vermekten zevk alan ve bunda ısrar edebilen günün yenilik anlamındaki tüm akımlarını takip eden, uygulayabilen.

14 Ekim - 23 Ekim
Fiziksel ve zihinsel anlamda hızlı ve aktif hareket edebilen sözleriyle ilgi uyandırabilen, zekasıyla her türlü sorunun üstesinden gelebilen.

Aşkta aşırı duygusallık yerine gerektiğinde mantığının sesine kulak verebilen hislerini kağıda dökebilen. İşbirliğini önemseyen, etrafıyla uyumlu özel bir kişilik.

Yenilikleri uygulamaktan hoşlanan, cinselliğine önem veren cazibeli, aydınlık fikirleri olan, başarmaktan, gelişmekten, büyümekte hoşlanan.

24 Ekim - 1 Kasım
Kadınları oldukça çekici, Erkekleri karizmatik. Karşı cins üzerinde gayet etkililer mistizm, bilinmeyenler konusunda meraklı ve bu yönde yetenekleri olabilen.

Dönüşüm, değişim ve her türlü yenilikten hoşlanan. Bunun için gerekirse savaşabilen sözleri keskin kendine güvenli. Doğruluktan hoşlanan. Disiplinli ve güçlü bir karakter.

Gizliliklerine önem veren, başkalarının sırlarını kolayca öğrenebilen güç ve kontrol kurmaktan hoşlanan, sözlerinin dinlenmesini isteyen.

2 Kasım - 11 Kasım
Oldukça duyarlı, Romantik ve tutkulu. İdeallerinden ödün vermeyen hayal gücü yüksek fakat hayal ettiklerini hayatında uygulayabilen sezgileri yüksek.

Aşkla büyümekten, gelişmekten hoşlanan. Aşkı için her türlü mücadeleye giren başkalarının sorunlarına çare bulabilen, empatisi yüksek, yönlendirme gücü yoğun.

Başkalarıyla yarışabilen, yüksek noktalara er veya geç gelebilecek güçlü bir karekter derinlikten hoşlanan, iş olsun diye dost olmayan, dostuna gerçekten yardım edebilen.

12 Kasım - 22 Kasım
Oldukça etkileyici bir kişilik. Haksızlıklar karşısında her türlü mücadeleye girişebilen dürüst ve doğrucu bir insan. Hakikatlerin ışığı altında ilerlemekten yana olan.

Toplumsal vizyonu yüksek, girdiği ortamlarda çekiciliği, duruşuyla kolayca ilgi uyandıran gayet şanslı. Sezgileri inanılmaz güçlü olacakları hissedebilen.

Herhangi bir durum ve olayın ardından kolayca toparlanması bilen. Empati yeteneği güçlü altıncı duyusu çok yüksek. Önsezileri inanılmaz kuvvetli. Vatanına, ailesine çok düşkün biri.

23 Kasım - 1 Aralık
Ahlaki özellikleri son derece güçlü. İnanışı, özgüven duygusu gelişmiş, dürüst kişilerdir.

Geniş görüşlü, vicdanlı, değerlerine önem veren, yüksek eğitimden hoşlanan.

İyimser, öngörüşleri doğru çıkan. Gezgin bir ruh, yaşamı derinlemesine yaşamaktan hoşlanan aşkta bağlanma duygusu fazla yüksek olmasa da, sevdiklerine düşkün ve onları koruyan.

Başka insanları bilgisiyle, zarafetiyle büyüleyen. Yol gösteren abilik ablalık yapabilen insancıl, açık fikirli. Etik değerlere ve kanunlara saygılı. Fazla para harcamayı seven.

2 Aralık - 11 Aralık
Çok cesur. İnanmadığı hiçbir şeyi kabul etmeyen. Savaşma dürtüsü yüksek
Haksızlıklara boyun eğmeyen amaca yönelik hareket edebilen.

Gayet bağımsız zincirlere tahammül etmeyen. Kimsenin lafıyla hareket etmeyen sadık ve oldukça fedakar. Söz verdiği zaman mutlaka yerine getiren.

Aktif, hızlı ve gözü pek. Cinselliği güçlü, tutkulu, girişimci, istediği kişiye elde edebilen kimi zaman oldukça sabırsız, aceleci davranabilen. Rekabetçi, oldukça tutkulu.

12 Aralık - 21 Aralık
Kişilik sahibi, bilgisiyle, tecrübeleriyle insanları kolayca etkisi altına alabilen
Vizyonu güçlü, sezgi gücü yüksek, anlamaktan, keşfetmekten zevk alabilen.

Duygularını kontrol edebilen, sevilmek ve ilgi görmekten fazlasıyla hoşlanan aşkta kendi isteklerine düşkün. Çekiciliğiyle karşı cins üzerinde fazlasıyla etkili olan.

Yanılmaktan hiç hoşlanmayan. Sanata ve yeni gelişmelere açık. Kendini gayet iyi koruyan yenilgilerden yılmayan, gururlu ve kendini geliştirmesini bilen, hakimiyet kurabilen.

22 Aralık - 31 Aralık
Sorumluluk sahibi, ne istediğini bilen, doğru ve yerinde kararlar alabilen bir kişilik disiplinli bir çaba ile her türlü güçlüğün üstesinden gelebilen. Sadık ve güvenilir.

İç gözlem gücüne sahip, yavaş ve emin adımlarla ilerlemekten yana olan
Koşullar ve şartlara göre kendini ayarlayabilen uçarılıktan asla hoşlanmayan.

Aşkta güven, saygı ve sevgiye değer veren. Oldukça tutkulu, sevdiğine sahip çıkan liderlik gücü yüksek, organize, iş hayatında parlayabilen. Bazen karamsar olabilen.
01*( ALINTI)