13 Eylül 2013 Cuma

Aklınıza geldikçe sinirlendiğiniz biri mi var? O zaman AFFEDEMİYORSUNUZ? "AF EDEMİYORUUUUM. "diyorsanız okumalısınız.

Öğretmen bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur:
-bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?

Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler.

-o zaman,der öğretmen.Bundan sonra ne dersem yapacağınıza söz verin.

Öğrenciler söz verince öğretmen:
-şimdi,yarın ki ödevinize hazır olun.Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patetes getireceksiniz! der

Öğrenciler,bu işten pek bir şey anlamamışlardır.Ama ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır.

Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilein şöyle der öğretmen:
-şimdi bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın ve o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun.

Bazı öğrenciler torbalarına üçer-beşer tane patates koyarken,bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur.
Öğretmen,kendisine,"Peki şimdi ne olacak?"der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar:
-bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin,bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız.Yattığınız yatakta,bindiğiniz otobüste,okuldayken sıranızın üstünde,hep yanınızda olacaklar.

Aradan bir hafta geçmiştir.Hocaları sınıfa girer girmez,denileni yapmış olan öğrenciler şikayete başlarlar:
-hocam,bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor.
-hocam,patatatesler kokmaya başladı.Vallahi,insanlar tuhaf bakıyorlar bana artık.Hem sIkıldık,hem yorulduk!


Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir :
-görüyorsunuz ki,affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz.Kendimizi ruhumuza ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz.Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz.  Halbuki affetmek,en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir.

Affetmemek, ölmeden Ruhu öldürmek.

     Affetmek güç bir iş. Bir kez haksızlığa uğradığınıza inanmışsanız, derinden kırıldıysanız ya da öfkenizin alev alev devam etmesi gerektiğine karar verdiyseniz, “affetmek” mümkün olmuyor. İşte bende bu duygularla bir türlü affedemiyorum. Aslında bu, affetmediğim kişinin benimle bir ömür geçirmesine izin veriyorum anlamına da geliyor. Kendisi olmasa da kırgınlığım, kızgınlığım devam ettigi sürece bir ömür benimle yaşayacağını biliyorum.

Kırgın ya da kızgın olmanızın büyük sorumluluğunu, hatta tüm sorumluluğunu üstleniyoruz. Çünkü bunlar bizim verdiğiniz tepkiler, bizim duygularınız. Bize maddi ya da manevi bir zarar veren kişi “hatalı” da olsa, geçmişi yorumlama şeklinizin sorumluluğu bize ait.

Karşımızdaki kişiyi , kendine özgü niyetini ve davranışlarını anlamaya çaba harcıyoruz. Ona bir bebekmiş gibi bakıp, ailesini ve eğitimini göz önünde bulundurarak, içsel konuşmalarını dinlemeye çalışıyoruz Empati kuruyoruz. Sonra da onu hoşgörüyoruz... ve asıl sonrasında bu kadar düşüncelerle baktığımız insanın aslında bizi ne çok yıprattığını görüp bize yapmış olduğu hataları bizim üstümüze atıp gitmesiyle öfke patlamaları ve kızgınlıklar yaşıyoruz.Her geçen gün ruhumuzu öldürüyoruz.

 Bir gün dışarı çıkın ve karşılaştığınız her insanı affedin. Yolda gördüğünüz insanları, yolda karşılaştığınız insanları bir tanrı gibi affedin. Kalabalığın içinde gördüğünüz yüzleri, bedenleri, genellikle tanımadan bilmeden bazen hiçbir neden olmadan kınadığınız eleştirdiğiniz insanları affedin. Affetmekle kalmayın birde onları sessizce ÖVÜN. Onlar için dua edin. Başkalarını affedebilen insan sonunda kendini de affedebilir. Affetmek insana bundan dolayı İLAHI BİR MUTLULUK VERİR. Bunu bir egzersiz gibi düşününüz ve yapınız. Affetmek her zaman kolay değildir. Affedemediğiniz halde kendinizden özür dileyiniz. Karşınızdaki insandan sessizce özür dileyiniz. Bu sizi bölmeyecek ve size huzur verecektir. Birlikteliğinize, Bilinçaltınıza boyun eğebilmeniz ve inanabilmeniz için önce çevrenize ve olduğunuz hale boyun eğmeniz ve inanmanız gereklidir. Eğer ayıplanacak biri varsa oda sizin bilincinizdir. Tüm sıkıntılarınızı, şikayetlerinizi, kızgınlıklarınızı doğuran bilincinizdir. Kötüyü görmeyin, kötüyü duymayın, kötüyü söylemeyin. Bunları yapmak sizi sadece sizi BÖLER. Sevmediğiniz kişi için dua edin. Tanrım önce benim sonra onun kalbini sevgiyle doldur. Kendinizden nefret ediyor musunuz? Yapamadığınız, sizce başarısız olduğunuz şeyler için, olamadığınız insan için kendinize içerleyip nefret ediyor musunuz? Oysa biraz kendinize merhamet gösterip anlamaya çalışsanız, daha mutlu olduğunuzu göreceksiniz. Önce kendinize merhamet edin. Kendimi affettim diyebilin.

Kardeşim sen düşünceden ibaretsin
Geriye kalan et ve kemiksin
Gül düşünürsün , gülistan olursun
Diken düşünürsün dikenlik olursun
MEVLANA


Doğada , evrende her şey karşılıklı etkileşim halindedir.Zihinle beden arasında da böyle bir etkileşim vardır. Zihindeki olumlu düşünceler bedende bir takım olumlu sonuçlar yaratıyor.Mutlu insanlarda veya ızdırabını dindirme imkanı arayan kişilerin beyninde,Endorfin denilen bir çeşit doğal morfin salgılanır. Bu morfin bildiğimiz morfinden en az yüz kez daha güçlüdür.Kişinin ızdırabını dindirmesine yardımcı olur.Bu da insana mutluluk verir.

İnsanlar ne kadar mutlu ne kadar pozitif olurlarsa ürettikleri Nöropeptip denilen protein zincirleri daha sağlıklı olur ve bağışıklık sistemi daha da güçlenir.


AF VE BAĞIŞLAMA"


Affetmek , bir başka insana veya kendinize karşı içinizde duyduğunuz öfkenin yerine sevgiyi koymaktır. Affetmek, öfkenin nefretin , acının , suçlamanın, kurban olma duygusunun, kendini haklı çıkarma çabasının üzerinizde yarattığı ağırlığı alır.

Doğru düşünen kişi bilinçsiz huzur, rahatlık ve iyi beslenmeyi yaşamında yerleştirir, diğer doğru alışkanlıklarda kendinde terbiye olur. Doğru af ve bağışlama yüzeysel ve tesadüfi bir eylem değildir. Belki zihin ve ruhun derinliklerinde bir arıtma ve tasfiye etme bir yaklaşımdır. Gerçek af ve bağışlama zaman ve dayanma gücü ister ve bu kesinlikle şuur altı düzeylerini temizler.
Her tür kin ve öfke zihni tırmalar ve bedenin hasta olmasına sebep olur. Samimi bir şekilde af ve bağışlama yapmazsanız tam şifa gerçekleşmez. Nefret ve öfke , eleştiri, serzeniş, hışım ve hesaplaşma isteği ve başkalarının eziyetini görme isteği , hepsi canı solgunlaştırır ve insanın sağlığını çalar. Bunun için size yapılan bütün eziyetleri af etmek size yararlı olacaktır. Bir kişiden veya bir pozisyondan nefret ettiğinizde çelikten daha güçlü bir halka ile o kişiye veya o pozisyona bağlanırsınız. Af ve bağışlama, kurtulmak için tek yoldur.

  HAYDİ GELİN HEP BERABER AFFEDELİM.

Bağışlıyorum ve bırakıyorum… Anlıyorum ve biliyorum…
Kendi hayatımın yaratıcısıyım… Seçerek planlayarak bu yaşamımı ve birlikte olacağım yol arkadaşımı seçtim… Annemi, babamı ve diğerlerini…
Benim için en faydalı sonuçları almak üzere, ince planlar yaptım. Yüksek benlik düzeyinde en uygun araçları yarattım…
Benim hayat amacıma en uygun kişileri… Daha çok anlayış, daha çok bilgelik daha çok sevgi, ifade ve özgürlük için… Bu amaç bilinçaltımın derinliklerinde benim onu keşfetmemi bekliyor…
Her an, her deneyim bu planı açığa çıkaran bir kurgu aslında. Zaafiyetimi güce, acıyı sevince, yenilgiyi galibiyete dönüştürmek için…
Anlıyorum, bağışlıyorum ve teşekkür ediyorum. Bu hayatımı bu şekilde planladığım için kendimi kutluyorum ve sonra meleklere teşekkür ediyorum bütün olanakları bana koşulsuz sunduğu için Allah’a şükrediyorum…
Bana sevgisini sunmayanlar içimdeki sevgiyi, beni onaylamayanlar kendimi keşfetmeyi, beni anlamayanlar ifade gücümü arttırmak için benimleydiler… Onlara teşekkür ediyorum…
Bu rolü onlara ben vermiştim… Onlarda benle oynamayı istediler… beni üzen, beni yoran bana haksızlık eden, beni aldatan insanlar yapabiliceklerinin en iyisini yaptılar. Daha fazlasını ve daha başkasını yapamazlardı. Zaten ben onları bunun için seçtim… bende yapabiliceğimin en iyisini yapıyorum… Bağışlıyorum ve teşekkür ediyorum. Aynı sahneyi paylaşan oyuncular gibiyiz onlarla… Şimdi bu anlaşmadan doğan ışığı onların varlığına gönderiyorum… ihtiyacım olan bütün kaynakların kendi içimde olduğunu kabul ediyorum…
Onları kullandıkça başka insanlara duyduğum bağımlılık kayboluyor. Ben onlara gerçek bir sevgiden beslenen gerçek bir ilişki kuruyorum.
Hayatımın efendisi olduğumu biliyorum. Mutluluğu ve kendimi ifade etmeyi seçiyorum…
Her düşüncemin, her davranışımın hayatıma şekil veren araçlar olduğunu bilerek yaşıyorum…
Hayatım ve inançlarım arasındaki birebir ilişkiyi biliyorum… Bu yüzden dikkatli, özenli ve düşünerek yaşıyorum…
Konuşurken yaratıyorum. Ve eylem haline gelerek şekilleniyor.
Beni güçsüz bırakan ve sınırlandıran bütün inançlarımı bir bir değiştiriyorum… yerine beni geliştiren ve büyüten inanç ve düşünceleri koyuyorum…
Mazeret aramdan, ertelemeden, küsmeden devam ediyorum hayatıma…
Hayatımın bütün olaylarının, ve hayatımdaki insanlarla yaşadıklarımın gerisindeki anlamı çözüyorum… Orada benim asıl hayat amacım gizli… Ben bu amacı gerçekleştirmek için geldim…
Kimse beni kıramaz üzemez kötülük yapamaz eğer ben izin vermesem.
Şimdi gücümü kabul ediyorum ve ele alıyorum…


Başkalarını Affetmek İle İlgili Olumlama
  • Ben benim.
  • Ben Aliyim/Ayşeyim ( kendi isminizi söyleyin ).
  • Hepimizin kendi yolumuzda özgür olduğumuzu kabul ediyorum.
  • Olanın olmasına izin veriyorum.
  • Geçmişten özgür olmayı seçiyorum.
  • Geçmişi kolayca ve sevgi ile arkamda bırakıyorum.
  • Şimdide yaşıyorum.
  • Hayat amacımı gerçekleştirmek için insanlara roller verdiğimi kabul ediyorum.
  • İnsanlar bana ayna oluyorlar.
  • İnsanları yaptıkları ve söylediklerinden dolayı affediyorum.
  • Beni etkileyen tüm duygusal olayları ve izlerini iptal ediyorum.
  • Verdikleri dersler için teşekkür ediyorum.
  • Onları sevgi ile serbest bırakıyorum.
  • Anlıyor, bağışlıyor ve teşekkür ediyorum.
  • Affetmek beni özgürleştiriyor ve hafifletiyor.
  • Affetmek düşündüğümden daha kolay gerçekleşiyor.
  • Kendimle barışığım, hayatla barışığım ve güvendeyim.





 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınız için teşekkürler.