12 Mart 2011 tarihinde Uranüs, 2018 yılına kadar, 7 yıl boyunca kalacağı Koç
burcuna girdi.
Gelin astrologların bu astrolojik durum hakkında ne düşündüklerine bir bakalım ve bizi ne tehdit ettiğini anlamaya çalışalım.
“Uranüs Zodyak döngüsünü 84 yıl içinde tamamlar. Koç burcuna girmesiyle, yeni bir döngü başlatır. Dünyada yenilenme ve gelişme baş döndürücü bir hızla artar. Koç, Zodyak’ın başlangıcıdır o, ateşli, öncü, hareketli, sabırsız ve savaşçı bir burçtur. Uranüs ise öngörülemeyen bir gezegendir. Hem burç hem gezegen, bireysel olarak kendini ortaya koymayla ilişkilidirler. Onların anahtar kelimesi "Ben" dir. Fakat Koç’un tam karşısında Terazi bulunmakta ve gerçekte o ortaklığa doğru çabalamakta. Uranüs, Kova’yı, takımların burcunu yönetir.
Uranüs, geleceğe yönelik, bireyin ortak bir hedefe boyun eğdiği, hem bireysel hem de takım projeleri ile bağlantılıdır. Amaç soyut ve fantastik olabildiği gibi tamamen somut da olabilir. Uranüs yeni teknolojilerle, bireysel ve takım yaratıcılığı ile bağlantılıdır. Eğer bir birey hakkında konuşuyorsak, nadiren sanatsal bir yaratıcılık olarak gerçekleşir (gerçi bazen o da olur: kubistler, futuristler, Picasso'nun çoğu eserleri), ama daha çok bilimseldir. Bilimsel keşifler ve buluşlar Uranüs ile ilişkilidir. Uranüs düşüncelere cesaret, düşünceye ve eylemlere bağımsızlık ve orijinallik verir. Test pilotlar, öncüler, kâşifler, jeologlar, fütüristler, astrologlar, astronomlar, insan hakları savunucuları ve muhalifler Uranüs’ün himayesi altındadır. Yeni, alışılmadık, cesur ve özgün şeyler bu gezegen ile ilintilidir.
Bir kolektifin bakış açısından bakıldığında, Uranüs yaratıcılığı – geleceğin yeni insan topluluk formları (komünler, bilimsel ve teknolojik takımları), yeni teknolojik, endüstriyel ve bilimsel yapılar inşa etmek demektir.
Ama Uranüs'ün başka bir yüzü daha var. Aşırılık, soyutluluk, acımasızlığa dek varan sert bir gezegen olarak da kendini gösterebilir. Bir bireyi ya da bir takımı soyut bir hedef öyle ele geçirebilir ki gerçeklik onlar için hiçbir anlam ifade etmeye bilir. Bir insan, bilinçli ve büyük bir coşkuyla, bir prensibi, bir fikri, bir projeyi takip eder, Kendisini soyutluluğun buz rüzgârlarına teslim eden bir yelken gibi hisseder.
Gördüğümüz gibi Uranüs, toplumda olduğu kadar bilimde de değişikliklere yol açan gerçekten, devrimci bir gezegendir. Bu değişiklikler, küresel çapta hem pozitif hem de negatif olabilir, her şey bu gezegenin enerjileri etkisi altına kalan toplumun bilinç durumuna bağlıdır.
Gelin, Uranüs’ün Koç burcundaki son iki transiti, topluma ve bilime nasıl bir etki etiğine bir göz atalım.
Birazcık tarih
Eğer Uranüs’ün Koç burcundaki son iki dönemine bakarsak, açıkça küresel çapta değişim getirmiş olduğu görebiliriz. Bu devrimci dönüşümler hem yaratıcı ve hem de yıkıcı, muazzam bir güç taşıyabilir. Ama her hâlükârda, yeni bir toplum ortaya çıkıyor.
Bilimde:“Termodinamiğin temelleri William Thomson (Lord Kelvin) ve Clausius tarafından XIX yüzyılın ortalarında atılmıştır. Onlar termodinamiğin iki yasasını formüle etmiş, gerçi ilk yasayı Hermann Helmholtz zaten biliyormuş. “Sıcaklık doğurganlık” kavramı tamamen tarihe gömülmüştür. Bunun yerine Rankin ve Thomson, sadece kinetik enerjisi için değil, enerji için genel bir kavram tanıttılar (1852). Mayer ve Joule enerjinin korunması için evrensel bir yasa formüle ettiler. "(Wikipedia, Fiziğin Tarihi)”
1927-1934 - Uranüs Koç’ta
Toplumda:En önemli olay 1929’daki dünya ekonomik krizidir. Ekonominin çöküşü, toplumun yeniden şekillenmesi. Totalitarizm lehine, vatandaşların serbest hareket politikasının kaybolması. Rusya'da kitlesel baskısının başlangıcı. Hitler’in 1933 yılında iktidara gelişi. Devletin reaksiyonu güçlenmesi, sivil hak ve özgürlüklerin yok edilmesi.
Bilimde:
“1920’li yıllarda klasik pozisyonun bakış açısından açıklanamaz olan birden çok önemli kuantum fenomeni keşfedildi…
... Louis de Broglie, dalga-parçacık dualitesi, sadece ışığın değil, aynı zaman maddenin de bir özelliği olduğunu ileri sürdü ...Bohr bunu "tamamlayıcı ilkesi" olarak özetlemiştir: parçacık ve dalga fenomenleri birbirilerini tamamlıyorlar; eğer bizi nedensellik ilişkisi ilgilendiriyorsa parçacık açıklaması uygundur, ama uzay ve zaman resmi ilgimizi çekiyorsa, dalga tanımı daha uygundur. Aslında, mikro nesne ne bir parçacık ne de bir dalgadır ve araçlarımız, klasik değerleri ölçebilmesinden dolayı bu klasik kavramlar ortaya çıkmaktadır. Bohr Okulu, genel olarak bir atomun tüm vasıfları objektif olarak var olmadığını, çünkü gözlemci ile etkileşime girdiğini inanmıştır. "Gözlem yönteminden bağımsız bir gerçeklik yoktur" (Bohr) ...
Gelin astrologların bu astrolojik durum hakkında ne düşündüklerine bir bakalım ve bizi ne tehdit ettiğini anlamaya çalışalım.
“Uranüs Zodyak döngüsünü 84 yıl içinde tamamlar. Koç burcuna girmesiyle, yeni bir döngü başlatır. Dünyada yenilenme ve gelişme baş döndürücü bir hızla artar. Koç, Zodyak’ın başlangıcıdır o, ateşli, öncü, hareketli, sabırsız ve savaşçı bir burçtur. Uranüs ise öngörülemeyen bir gezegendir. Hem burç hem gezegen, bireysel olarak kendini ortaya koymayla ilişkilidirler. Onların anahtar kelimesi "Ben" dir. Fakat Koç’un tam karşısında Terazi bulunmakta ve gerçekte o ortaklığa doğru çabalamakta. Uranüs, Kova’yı, takımların burcunu yönetir.
Uranüs, geleceğe yönelik, bireyin ortak bir hedefe boyun eğdiği, hem bireysel hem de takım projeleri ile bağlantılıdır. Amaç soyut ve fantastik olabildiği gibi tamamen somut da olabilir. Uranüs yeni teknolojilerle, bireysel ve takım yaratıcılığı ile bağlantılıdır. Eğer bir birey hakkında konuşuyorsak, nadiren sanatsal bir yaratıcılık olarak gerçekleşir (gerçi bazen o da olur: kubistler, futuristler, Picasso'nun çoğu eserleri), ama daha çok bilimseldir. Bilimsel keşifler ve buluşlar Uranüs ile ilişkilidir. Uranüs düşüncelere cesaret, düşünceye ve eylemlere bağımsızlık ve orijinallik verir. Test pilotlar, öncüler, kâşifler, jeologlar, fütüristler, astrologlar, astronomlar, insan hakları savunucuları ve muhalifler Uranüs’ün himayesi altındadır. Yeni, alışılmadık, cesur ve özgün şeyler bu gezegen ile ilintilidir.
Bir kolektifin bakış açısından bakıldığında, Uranüs yaratıcılığı – geleceğin yeni insan topluluk formları (komünler, bilimsel ve teknolojik takımları), yeni teknolojik, endüstriyel ve bilimsel yapılar inşa etmek demektir.
Ama Uranüs'ün başka bir yüzü daha var. Aşırılık, soyutluluk, acımasızlığa dek varan sert bir gezegen olarak da kendini gösterebilir. Bir bireyi ya da bir takımı soyut bir hedef öyle ele geçirebilir ki gerçeklik onlar için hiçbir anlam ifade etmeye bilir. Bir insan, bilinçli ve büyük bir coşkuyla, bir prensibi, bir fikri, bir projeyi takip eder, Kendisini soyutluluğun buz rüzgârlarına teslim eden bir yelken gibi hisseder.
Gerçekçi analizlere dayanan ilerici bir
proje olursa bu hayırlı olur. Ama bazen birey kendisini, Tanrı’ya karşı
ayaklanan iblise teslim eder. Fantastik, acayip, beklenmeyen, gerçek dışı
resimler hayal dünyasına belirir.
Ne yazık ki Uranüs sadece rekor
sahiplerini değil, radikalleri ve teröristleri de yönetir. O, beklenmedik
yıkıntılar, felaketler ve şok edici olaylar ile bağlantılıdır.
Elbette, her şey için Uranüs’ü
suçlayamayız, genellikle diğer gezegenler ile farklı kombinasyonlar şeklinde
ortaya çıkar.
Gördüğümüz gibi Uranüs, toplumda olduğu kadar bilimde de değişikliklere yol açan gerçekten, devrimci bir gezegendir. Bu değişiklikler, küresel çapta hem pozitif hem de negatif olabilir, her şey bu gezegenin enerjileri etkisi altına kalan toplumun bilinç durumuna bağlıdır.
Gelin, Uranüs’ün Koç burcundaki son iki transiti, topluma ve bilime nasıl bir etki etiğine bir göz atalım.
Birazcık tarih
Eğer Uranüs’ün Koç burcundaki son iki dönemine bakarsak, açıkça küresel çapta değişim getirmiş olduğu görebiliriz. Bu devrimci dönüşümler hem yaratıcı ve hem de yıkıcı, muazzam bir güç taşıyabilir. Ama her hâlükârda, yeni bir toplum ortaya çıkıyor.
Birkaç olayı ele
alalım.
1843-1851 - Uranüs Koç’ta
Toplumda:
Bu dönemin en önemli olayı 1848 yılın Komünist Manifestosu ve onun hazırlamış olduğu neredeyse tüm Avrupa ülkelerinde görülen sosyal devrimler, 1848-49 devrimleridir. Bundan sonra devletin reaksiyonu ve vatandaşların hürriyetlerinin kısıtlanması takip edere ki genellikle Uranüs o zaman Boğa burcuna denk gelir.
1843-1851 - Uranüs Koç’ta
Toplumda:
Bu dönemin en önemli olayı 1848 yılın Komünist Manifestosu ve onun hazırlamış olduğu neredeyse tüm Avrupa ülkelerinde görülen sosyal devrimler, 1848-49 devrimleridir. Bundan sonra devletin reaksiyonu ve vatandaşların hürriyetlerinin kısıtlanması takip edere ki genellikle Uranüs o zaman Boğa burcuna denk gelir.
Bilimde:“Termodinamiğin temelleri William Thomson (Lord Kelvin) ve Clausius tarafından XIX yüzyılın ortalarında atılmıştır. Onlar termodinamiğin iki yasasını formüle etmiş, gerçi ilk yasayı Hermann Helmholtz zaten biliyormuş. “Sıcaklık doğurganlık” kavramı tamamen tarihe gömülmüştür. Bunun yerine Rankin ve Thomson, sadece kinetik enerjisi için değil, enerji için genel bir kavram tanıttılar (1852). Mayer ve Joule enerjinin korunması için evrensel bir yasa formüle ettiler. "(Wikipedia, Fiziğin Tarihi)”
1927-1934 - Uranüs Koç’ta
Toplumda:En önemli olay 1929’daki dünya ekonomik krizidir. Ekonominin çöküşü, toplumun yeniden şekillenmesi. Totalitarizm lehine, vatandaşların serbest hareket politikasının kaybolması. Rusya'da kitlesel baskısının başlangıcı. Hitler’in 1933 yılında iktidara gelişi. Devletin reaksiyonu güçlenmesi, sivil hak ve özgürlüklerin yok edilmesi.
Bilimde:
“1920’li yıllarda klasik pozisyonun bakış açısından açıklanamaz olan birden çok önemli kuantum fenomeni keşfedildi…
... Louis de Broglie, dalga-parçacık dualitesi, sadece ışığın değil, aynı zaman maddenin de bir özelliği olduğunu ileri sürdü ...Bohr bunu "tamamlayıcı ilkesi" olarak özetlemiştir: parçacık ve dalga fenomenleri birbirilerini tamamlıyorlar; eğer bizi nedensellik ilişkisi ilgilendiriyorsa parçacık açıklaması uygundur, ama uzay ve zaman resmi ilgimizi çekiyorsa, dalga tanımı daha uygundur. Aslında, mikro nesne ne bir parçacık ne de bir dalgadır ve araçlarımız, klasik değerleri ölçebilmesinden dolayı bu klasik kavramlar ortaya çıkmaktadır. Bohr Okulu, genel olarak bir atomun tüm vasıfları objektif olarak var olmadığını, çünkü gözlemci ile etkileşime girdiğini inanmıştır. "Gözlem yönteminden bağımsız bir gerçeklik yoktur" (Bohr) ...
1928: Paul Dirac kuantum mekaniğin
(Dirac denklemi) göreceli bir versiyonunu vermiş ve pozitronun varlığı tahmin
ederek, kuantum elektrodinamiğin başlangıcını ortaya koymuştur. "(Wikipedia,
Fiziğin Tarihi)”
Uranüs Koç burcuna en son 31
Mart 1927’ta girdi. Bu olaydan yaklaşık yedi yıl önce, Üstatlar bedende bulunan
insanların kalplerine ulaşmak için bir girişimde bulunmuşlardır. Ve bu tümüyle
anlaşılabilir bir durum, çünkü Uranüs gezegenin güçlü etkisini bilerek,
insanlığa daha kolay bir yol gösterilmesi gerekiyordu.
926 yılında Nikolay Roerich, Mahatmalar
adına Moskova'ya gelmiştir. Nikolay Roerich ilişkilerini kullanarak
Sovyetler Birliği'nin liderleri ile buluşmuştur. Önde gelen komünislerden
Çeçerin ve Lunaçarski ile görüştüğünü biliyoruz. Bu görüşmede Nikolay Roerich,
Moskovalı komunistlere Mahatmaların mektubunu ve Burhan Bulat toprağın bulunduğu
bir kutu sunmuştur.
Roerich, Doğu’nun Üstatları büyükelçisi
olarak Moskova'ya gelmiştir. Onların görüşmelerde ortaya koydukları genel görev,
Çeçerin ve Lunaçarski vasıtasıyla ülkenin hükümeti Mahatmaları kabul etmelerine
hazırlamaktı. Mesajlarını imzalamış oldukları açık bir mektupla, Himalaya
Öğretmenlerinin rehberliği teklif edilmiştir.
Ne yazık ki, Sovyet liderliği, Üstatların
işbirliği önerisini kabul etmedi. Ve Uranüs Mart 1927’te aktif Koç burcuna
girdi. Üstatlar tarafından önerilen Yol reddedildi için başka bir yoldan gitmek
zorunda kalındı.
Ve Sovyetler Birliği'nde zorla kolektifleştirme başladı. 20’lerin sonu 30 yılların başında Toprak Ana kıtlıkla cevap verdi. 1932-1933 yılında Ukrayna'da yaklaşık 4 milyon kişi (farklı kaynaklarda sayılar değişir) açlıktan öldü. Yoldaş Stalin kültü ve baskılar başladı.
Uranüs döngüsü 84 yıl sürdüğü için halen bile, Rusya ve eski Sovyet cumhuriyetleri karmanın meyvelerini topluyorlar.
Ve Sovyetler Birliği'nde zorla kolektifleştirme başladı. 20’lerin sonu 30 yılların başında Toprak Ana kıtlıkla cevap verdi. 1932-1933 yılında Ukrayna'da yaklaşık 4 milyon kişi (farklı kaynaklarda sayılar değişir) açlıktan öldü. Yoldaş Stalin kültü ve baskılar başladı.
Uranüs döngüsü 84 yıl sürdüğü için halen bile, Rusya ve eski Sovyet cumhuriyetleri karmanın meyvelerini topluyorlar.
Onlar, insanların bilinci gerekli seviyeye
yükselmesini umuşlardı. O zaman Uranüs'ün etkisi hayatın her alanında gerçekten
devrimsel atılım ve dönüşümlere yol açacaktır. Uranüs pozitif yönlerini
göstermiş olur ve Üstatların ümit ettiği gibi önce Rusya'da, daha sonra geri
kalan tüm dünyada hızlı dönüşümler gerçekleşirdi. Çünkü manevi öz, insanların
doğasındaki içsel ahlak, yaşamın diğer tüm alanlarını: ekonomiyi, bilimi,
eğitimi vb belirlemektedir. Eğer halkın büyük bir kısmı, ahlak yasasını kabul
etmez (Üstatların mesajları, ahlak yasasının anlatılması ve Karma Yasası ile
ayrılmaz bir bağı olması açıklamasından başka bir şey değildir) o zaman bu halk
ancak güçle, totalitarizm ile yönetilebilir. Çünkü insanın vicdan denen içsel
yöneticisi yoktur.
Üstatların görüşüne göre, olumlu değişikliklerin gerçekleşmesi için nüfusun % 1 Üstatların Öğretisini benimsemesi gerekir. Bu, Rusya'da yaklaşık 1,5 milyon kişi, tüm dünyada ise 60 milyon kişi civarıdır. Bu yüzden Rusya gibi bir ülke, yüzünü ahlak yasasına, bu evrenin kozmik yasasına doğru çevirse tüm diğer ülkelerde değişimler daha hızlı oluşabilirdi.
Bununla birlikte, insanların Üstatlar tarafından verilen Öğretiyi nasıl kabul ettiğini kendiniz görebilirsiniz. Toplumda herhangi bir değişiklik var mı? Eğitimde, TV, radyo yayınlarında ve diğer alanlarda Üstatların önerileri dikkate alınıyor mu? Bu satırları okuyan her biriniz, kendi hayatında Öğretiyi nasıl uyguluyor? Bu sekiz yıl boyunca en azından bir kötü alışkanlığınızdan, bağımlılığınızdan, karakterinizin negatif bir özelliğinden kurtulmayı başarabildiniz mi? Sizler hayatınızda ahlak yasasını takip ediyor musunuz?
by sirius
Üstatların görüşüne göre, olumlu değişikliklerin gerçekleşmesi için nüfusun % 1 Üstatların Öğretisini benimsemesi gerekir. Bu, Rusya'da yaklaşık 1,5 milyon kişi, tüm dünyada ise 60 milyon kişi civarıdır. Bu yüzden Rusya gibi bir ülke, yüzünü ahlak yasasına, bu evrenin kozmik yasasına doğru çevirse tüm diğer ülkelerde değişimler daha hızlı oluşabilirdi.
Bununla birlikte, insanların Üstatlar tarafından verilen Öğretiyi nasıl kabul ettiğini kendiniz görebilirsiniz. Toplumda herhangi bir değişiklik var mı? Eğitimde, TV, radyo yayınlarında ve diğer alanlarda Üstatların önerileri dikkate alınıyor mu? Bu satırları okuyan her biriniz, kendi hayatında Öğretiyi nasıl uyguluyor? Bu sekiz yıl boyunca en azından bir kötü alışkanlığınızdan, bağımlılığınızdan, karakterinizin negatif bir özelliğinden kurtulmayı başarabildiniz mi? Sizler hayatınızda ahlak yasasını takip ediyor musunuz?
by sirius
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Yorumlarınız için teşekkürler.